
DERSİMİZ: HAYATTA KALMAK!
Her sabah sınıf kapısının eşiğinde bıraktığımız şey artık sadece ceketimiz veya çantamız değil; doğrudan can güvenliğimizdir. Bugün binlerce öğretmen koridorda yürürken o günkü ders planını değil, zihninin karanlık köşesindeki o uğursuz soruyu büyütüyor: “Acaba bugün hedef ben miyim?”
Artık yeter! Karşı karşıya olduğumuz tablo basit bir “asayiş” vakası, münferit bir öfke patlaması değildir. Bu; sistemli bir toplumsal çürüme, bilinçli bir değersizleştirme ve eğitimin kalbine saplanmış bir hançerdir.
Neden durmuyor? Çünkü kaleler yıkıldı!
Bir psikolojik danışman gözüyle açıkça ifade ediyorum: Şiddet, sınırın bittiği, otoritenin silindiği yerde başlar. Eğitimi bir “hizmet sektörü”, öğretmeni ise “not veren bir makine” veya “müşteri memnuniyeti sağlamak zorunda olan bir personel” konumuna indirgeyen anlayış, bugünkü şiddetin asıl failidir. Veli profili; öğretmeni bir rehber değil, kendi egolarının tatmin aracı olarak görmeye başladığından beri okulun kutsiyeti bozulmuştur. Okul kapılarına dikeceğiniz X-ray cihazları bizi korumaya yetmez. Demir kapılar bedeni korur ama ruhu ve saygınlığı koruyamaz. Bizi koruyacak tek şey; öğretmene kaybettiği o toplumsal dokunulmazlık zırhını derhal iade etmektir.
Şiddetin arkasındaki acziyet ve “cezasızlık” kültürü
Okulda şiddete başvuran el, aslında derin bir yetersizlik duygusunun, felç olmuş bir empati yeteneğinin dışavurumudur. Ancak bu psikolojik yıkımı besleyen çok somut bir gerçek var: Cezasızlık algısı.
“Yaparım ve yanıma kâr kalır.” düşüncesi, her yetersiz yasal düzenlemede, her geçiştirilen taziye mesajında biraz daha kemikleşiyor. Analizler net gösteriyor ki; bir öğretmene atılan tokat, sadece o öğretmenin şahsına değil, devletin egemenliğine ve geleceğine atılmıştır. Adaleti hukukta değil, kaba kuvvette arayan bu güruh, ceza yasalarındaki boşluklardan sızan zehirle besleniyor. Soruyorum: Biz daha kaç meslektaşımızı toprağa verip, kaç taziye mesajı ile vicdan tazeleyeceğiz?
Söz bitti, sabır tükendi: Tebeşiri bıraktık!
Biz, Eğitim Gücü Sen olarak 3 Mart’ta “Can Güvenliğimiz Yoksa Eğitim de Yok” diyerek tebeşiri bıraktık, sınıftan çıktık. Bu bir grev, bir tatil değil; bir imdat çağrısıdır! Kalem tutan ellerin, cehaletin ve barbarlığın silahına kurban edilmesine artık seyirci kalmayacağız. Sınıfın sessizliği, sokaktaki sesimizden daha büyük bir derstir, anlayana.
Bu karanlıktan çıkış için pansuman tedaviler değil, cerrahi müdahaleler şarttır:
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK), öğretmene şiddeti en ağır “katalog suçlar” kapsamına almalı; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi kaçış yolları tamamen kapatılmalıdır.
Okullar sadece kapıdaki bekçiyle korunamaz. Profesyonel güvenlik kadrolarının yanı sıra, okulların “psikolojik bağışıklığını” artıracak güçlü PDR servisleri kurulmalıdır. Şiddet patlamadan önce önlenmelidir.
Eğitim, “piyasa” mantığından derhal kurtarılmalıdır. Okul bir işletme, öğrenci müşteri, veli ise patron değildir. Okulun manevi otoritesi yasal ve idari olarak tahkim edilmelidir.
Yaşatmak için yaşamak istiyoruz
Biz sınıflarda ölmek, darp edilmek veya hakarete uğramak istemiyoruz. Biz sınıflarda yaşatmak, keşfetmek, bir çocuğun gözündeki ışığı yakalamak ve bu ülkenin geleceğini ilmik ilmik örmek istiyoruz.
Şunu herkes duysun: Öğretmenini koruyamayan bir devlet, aslında kendi geleceğini feda ediyordur. Biz geleceğimizi feda etmeyeceğiz! Meslek onurumuzu, can güvenliğimizi ve eğitim hakkımızı söke söke alacağız.
İbrahim Halil TOPALLAR
Uzman Psikolojik Danışman & Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı

Eğitimde Şiddet ve Güvenlik Analiz Raporu
Köşe Yazısı // 4 Mart 2026 Çarşamba
Eğitimde Yeni Paradigma: Yapay Zeka Destekli Pedagoji ve İdari Dönüşüm
Köşe Yazısı // 25 Şubat 2026 Çarşamba
Müfettişlik Masada, Haklar Rüzgârda Mı Kalacak?
Köşe Yazısı // 4 Ağustos 2025 Pazartesi
Siirt İl Temsilcimiz Bilal Gökmen'in Kaleminden: Eğitimde Eşitlik Ve Hak Mücadelesi
Köşe Yazısı // 28 Şubat 2025 Cuma
Balıkesir Ayvalık İlçe Temsilcisi Ebru DAĞ’ın Kaleminden: Eğitim Gücü Sen Hak, Huzur ve Güven Mücadelesi
Köşe Yazısı // 24 Şubat 2025 Pazartesi
Isparta İl Temsilcimiz Zafer DİKEN'in Kaleminden: "En Kısa Ayın En Uzun Gecesi"
Köşe Yazısı // 6 Şubat 2025 Perşembe
Isparta İl Temsilcimiz Zafer DİKEN'in Kaleminden: Çocukların İlk Kahramanları, Okul Öncesi Öğretmenlerin Görünmeyen Mücadelesi
Köşe Yazısı // 17 Ocak 2025 Cuma
Isparta İl Temsilcimiz Zafer DİKEN'in Kaleminden: "2016 Yılı Sonrası Göreve Başlayan Devlet Memurlarına İlave 1 Derece Verilmelidir!"
Köşe Yazısı // 7 Ocak 2025 Salı
Ankara Şube Başkanı Gözde Güler Mutlu’nun Kaleminden, Bir Kadının Gözünden Cumhuriyet
Köşe Yazısı // 31 Ekim 2024 Perşembe
Bir Kamu Hizmeti Olarak Sendikacılık
Köşe Yazısı // 10 Eylül 2024 Salı